Hayatının yarısı Asya Kıtası'nda, yarısı Avrupa Kıtası'nda geçen bir adamın İstanblogladıkları...
şehir merkezi > turistanbul > Büyükada’da Aya Tutulmak
Büyükada’da Aya Tutulmak
İstanbul’da yaşayıp Büyükada’nın tepesindeki Aya Yorgi’ye çıkmamak, çıkınca da köfte-şarap yapmamak olmazmış. Dün üstüne bir de parçalı da olsa ayın tutulacağı öğrenilince ekip tamamlandı, iş çıkışı apar topar arabaya atlandı, eve uğranıp kapşonlular alındı, sonra hızla Bostancı’ya gidilip araba park edildi ve ada vapuru için jetonlar alındı... Ama vapurdan daha erken ada motoru olduğu öğrenilince hemen ona yatay geçiş yapıldı ve şahane ay manzarısını seyrederek Büyükada’ya ulaşıldı.

Büyükadaya önceden bir kere gitmiştim. Film çekiminde olan arkadaşlarımı ziyarete gittiğim için çok fazla gezme fırsatım olmamıştı. Faytona bile binmemiştim diyim durumu siz düşünün.

Büyükada resmi araçlar dışında motorlu araç trafiğine kapalı. Bütün ulaşım faytonlar, bisikletler veya tabanvaylarla... O yüzden çarşısının içine girdiğiniz zaman kesif bir at boku kokusu anında ortalığı sarıyor. Dün motordan inilince adada bekleyen arkadaşlarla buluştuk ve at boku kokuları eşliğinde faytonlara ulaştık.

Fayton denen araç iki beygirli ve amortisör sistemi de çok gelişmiş olmadığı için yavaş yavaş, salına salına “Bu ev benim olsa...” konuşmaları eşliğinde tepeye çıktık ve anladım ki olay orda başlıyor. Son zamanlarda en uzun süre spor salonundaki koşu bandında yürüyen ben 45º eğimli bir yokuşta tam yarım saat yürümek zorunda kaldım. Üstüne üstlük son iki haftadır aralıksız “Lost” dizisini izleyen ben “büyük” bir adada, ormanın içinden geçen karanlık bir yolda yürümek zorunda kaldım. Allahtan ekipte şişman ve gözlüklü bir tip yoktu da korku filmi klişelerine kurban gitmedik :)

Tepede yiyeceğim köftenin motivasyonuyla geçen yarım saatlik gece tırmanışının ardından tepeye vardık ve ışıl ışıl İstanbul manzarasıyla göz göze gelince oracıkta mutlu oldum. Bir de gökyüzünde kocaman duran ay ucundan ısırılmış gibi tutulunca anladım ki benim köfte yeme zamanım gelmiş.

Hemen manzaraya nazır bir masaya kurulduk ve siparişleri verdik. Izgarada kızartıldığı için köfte kokan ekmekler ve pamuk gibi fasülyelerden yapılmış piyazlar “Aman şöyle şahane, aman böyle harikulade” sesleri eşliğinde bir güzel yutulduktan sonra ızgaralar beklenmeye başlandı. Her Türk’ün yaptığı gibi yemek esnasında başka yemeklerin muhabbetine tam girişilmişti ki köfteler ve kuzu şiş de masadaki yerlerini aldı. (Sevgiliden nasıl olsa köfte tırtıklarım diye kuzu şiş söyledim:) Bir de ortaya ev tipi patates kızartması gelince masada bir an bir sessizlik oldu ve ağızlar sadece yemek için kullanıldı.

Afiyet olunup 6 kişilik şaraplı ızgaralı bir yemeğe 75 YTL hesap gelince de iyice mutlu olduk ve dönüşe geçtik. Dönüş yolunda bu sefer dondurma motivasyonuyla yokuş aşağı seke seke inen ben yol bir türlü bitmek bilmeyince o yokuşu gecenin bir körü köfte motivasyonu ile çıkan kendimi takdir ettim.

Tekrar faytona ulaşılıp faytoncunun atıyla konuşmalarını dinleyerek geçen yolculuktan sonra at boku kokulu Büyükada çarşısına tekrar ulaştık. Bilmemkaç senesinden beri orada olan Roma dondurmacısından aldığımız dondurmaları da yalayıp yuttuktan sonra Ada Çay Bahçe’sine kurulup adaçaylarımızı içerek ada vapurunu beklemeye başladık. Gözlerimiz kepenk kapatmaya uğraşırken nihayet vapur gelince gelirken kullanamadığımız jetonlarımızla (“eskiden jetonlu telefonlar vardı ne güzel” muhabbetleri eşliğinde) ada vapuruna bindik. Vapurun diğer adaları da tek tek ziyaret etmesi sonucu yolculuk biraz uzadı, böylece ertesi sabah işe gitmesi gereken bünyeler olarak vapurda uyumak farz oldu...

Nihayet Bostancı'ya vardık, vapurdan inip hızla arabaya bindik ve herkes birbirini “aman ne güzel yaptık, yine olsa yine yaparım” lafları eşliğinde onaylayınca yüzlerde huzurlu bir gülümseme ile sıcacık yataklarımıza ulaştık.

Zaten biz döndüğümüzde dünya da ayı tutmayı bırakmış, uykuya dalmıştı :)



(Evet yine olsa yine yaparım ama duydum ki gündüzleri faytondan sonra Aya Yorgi’ye çıkmak için eşşekler varmış. Gelecek sefere köfte motivasyonuyla o yokuşu yürümek yerine ot motivasyonuyla eşşeği yürütmeyi tercih ederim:)
Gelen Yorumlar
Toplam 2 yorum, 1-2 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
espirili anlatımına bayıldım ne yalan söyleyeyim canım köfte çekti, umarım yokuşu çıkmaya değer.
esat demirel eklemiş. | 14-Eylül-06 Saat 11:02
değer değer ama inişi de düşünerek çok yeme derim :)
216-212 eklemiş. | 14-Eylül-06 Saat 13:18
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Onay Kodu

ARA
Eylül 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930
Aylık Arşiv
Ocak 2008
Şubat 2008
Mart 2008
Nisan 2008
Haziran 2008
Temmuz 2008
Ağustos 2008
Eylül 2008
Yıllık Arşiv
Son Fotoğraflar
1. Köprüden Geçer
"Scream 5 Lira Abi"
Küresel Isınma
216? 212?
216
212